Şifalı çay gibisi var mı?
Hele bir de farklı tatlardaysa, bir de üstüne şifalıysa daha ne
istenir ki
İSTANBUL - Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan
bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor
Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun
süreceğini belirten uzmanlar, “Bitkiler hastalığa yakalanmadan önce
önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki
çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi
edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel
olarak bitkilerden yararlanılabilir” dedi.
Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini
kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde
bulundu: “Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su
kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır.
Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir
demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli
miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç
taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi
için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman
(zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte
cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.”
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:
IHLAMUR
Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak
kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve
kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam
saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla
miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok
miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda
kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da
hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre
kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
YOGİ ÇAYI
Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine
uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun
baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir
tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök
zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su
bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz
içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün.
Dilerseniz sütle karıştırıp için.
ISIRGAN
Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın
sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle
metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve
gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları
taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı
çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı
kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
BİBERİYE
Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle
kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide
ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra
içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük,
migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık,
safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da
kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça
da kabuk tarçın atabilirsiniz.
REZENE
Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir
bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve
bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı
olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve
soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında
rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı,
idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene
çayına başvurabiliriz.
HİNDİBA
Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle
kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer
hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının
başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan
başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra
kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve
iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda
4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler
ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi
başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
NANE
Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp
çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın
ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş
ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi
edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir:
Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane
yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha
kadar bırakılır.
KEKİK
Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde
edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için
kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik
günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca
olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal
olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında
deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo
suyuna atılarak kullanılabiliyor.
ZENCEFİL
Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı
bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici,
düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte,
ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas
hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk
algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal
karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine
kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri
temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini
sağlar.
ADAÇAYI
Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde
bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti
rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir
bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde
karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi
hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi
bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir
hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi
iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş
çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
ELMA
Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına
karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur,
lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet
edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan
faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına
iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır
ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri
kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve
öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma
parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara
böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal
koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
KAYNAK: www.mynet.com
Çay müstahsilinden tükecitiye
uzanan el. Her türlü rize özel sektör kuru çaylarını çay
Müstahsilinden almanın daha ekonomik olduğunu
biliyor muydunuz?.
TLF: 0464 212 18 66 (Rize) Gsm:0536
970 13 97 |